Sunday, May 20th

Last update08:41:35 PM GMT

You are here:: YAZI-MAKALE Kanun Kaçaklarının Sığınma Evi

Kanun Kaçaklarının Sığınma Evi

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hakaret ediyor falan demeyin. Çünkü bu iktidar zamanında TBMM’si yalancıların, dolandırıcıların, hazineyi soyanların, evrakta sahtecilik yapanların, bölücülerin, irticai faaliyetleri kanunla da saptanmış olan siyasi parti üyelerinin, Ilımlı İslam devleti kurmak isteyen rejim düşmanlarının ve vatana ihanet eden kanun kaçaklarının “Sığınma Ev”i haline gelmiştir. Suçlu olup olmadıkları bile belli olmayan asker, sivil, akademisyen, gazeteci, yazar, bilim adamı vb. hapishanelerde ölüm-kalım savaşı verirken, haklarında sayısız suç dosyası bulunan ve hatta suçu sabit olan kişiler, dokunulmazlık kalkanının arkasına sığınıp korkusuzca suç işlemeye devam etmektedirler. Çok gerilere gitmeye gerek yok. Doğru olup olmadığı bilinmeyen - İftira olma olasılığı çok yüksek olan – ve sadece hakkında iddia bulunan Türk askeri terfi bile edemezken, suçları sabit kişilerin ülkeyi yönetmekte olması bile TBMM’sinin kanun kaçaklarının sığınma evi haline geldiğinin delili değil midir?!  Şimdi Anayasa’da yaptıkları değişikliklerle, TBMM’sinin tapusunu alarak ev sahibi olmaya ve “Hukuk” u da kiracıları yapmaya çalışmaktadırlar.

Anayasa bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirleyen, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin ve görevlerinin yazılı olduğu temel kanunudur. Günün koşullarına göre yeni bir Anayasa yapmak ihtiyacı doğduysa, bunun demokratik bir katılım ve uzlaşma ürünü olması gerekirdi.  Oysa sonunun geldiğini ve mevcut Anayasa ile kanundan kaçamayacağını anlayan iktidar, gemi o kadar azıya aldı ki, kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan insanların cesareti ile Anayasa’yı tek başlarına değiştirmeye kalktı. “Yeterli çoğunluğum var; ne istersem onu yaparım” mantığı ile hareket etmekteler. “Güzel şeyler olacak” dedikleri, “Alıştıra-alıştıra yapacağız” dedikleri, Türkiye’yi demokratik, laik, sosyal ve hukuk devlet olmaktan uzaklaştırmaktan başka bir şey değildir.  Ancak, Anayasal bir devlette, gerekli değişiklikleri yapmadan rejimi değiştiremeyeceklerini ve ülkenin bölünmez bütünlüğüne dokunamayacaklarını bildikleri için, Türkiye’yi “Anayasal Devlet” olmaktan çıkarıp, faşist baskı uygulayabilecekleri “Anayasalı Devlete” dönüştürmek istemektedirler.  Yerine göre korkutarak, yerine göre iş ve aş vaad ederek, yerine göre de açlık sınırındaki insanlara sadaka dağıtarak Anayasa’yı kabul ettirmeye çalışması bundandır.

İlla ki hukuk bilmeye gerek yok. Anayasa’da nelerin değiştirilip, nelere dokunulmadığına bakmak, faşist bir din diktatörlüğünün temellerinin atılmaya çalışıldığını anlamak için yeterlidir.   Dokunulmazlıklar kaldırılmamıştır. HSYK’dan Adalet Bakanı ve Müsteşarın eli çektirilmemiştir.  Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini kısıtlanmamıştır.  Seçim yasasında değişiklik yapıp seçim barajı düşürülmemiştir. YÖK kaldırılmamıştır.  Bunlara dokunulmadan Anayasa’da yapılan değişikliklerin, halkın demokratik hak ve özgürlüklerini genişleteceğine ve Cunta Anayasa’sını ortadan kaldıracağına kargalar bile güler.  Dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar yürütmeyi güçlendiren bir Anayasa’dır bu.

Net ve açık olarak ifade ediyorum; 12 Eylül’de referanduma sunulacak Anayasanın tek bir amacı vardır; o da yargıyı ele geçirmektir. AKP, yaptığı yolsuzluklar ve hukuken suç olan siyasi eylemlerinden yargılanmaktan kurtulmak için bu Anayasa değişikliğine gitmiştir.  Kendisine bağlı ve bağımlı bir hukuk sistemi yaratmaya çalışmaktadır. Daha fazla hak ve özgürlük ambalajına sardığı Anayasa’daki değişiklikler, zehri içinde saklı şeker görünümündeki tuzaklardır. En basit bir kira sözleşmesinde bile, “Uyuşmazlık halinde bulunulan yerin mahkemeleri yetkilidir” deye yazılıdır.  Yani taraflar haksızlığa uğradıklarında nereye müracaat edeceklerini bilirler.  Oysa referanduma sunulan Anayasa’da halkın lehine gibi gösterilen maddelerin her birindeki uyuşmazlık halinde, yetki ya yürütmeye, ya yürütmenin ağırlıkta olduğu komisyona, ya da yürütmeye bağlı ve bağımlı hukukçulara bırakılmıştır. İnsanların bağımsız mahkemelere müracaat etme hakkı bile elinden alınmıştır.   Halkın bu Anayasa’yı onaylaması, kendi esaret fermanını imzalamasından başka bir şey değildir.

Yüksel Erdoğru


Yorumlar  

 
0 #25 2011-02-26 23:26
bir insan bilgi ile beynini ve ruhunu yoğursa, ortaya sevgi ,hoşgörü saygı ve duygu/hisler çıkar. bu özellikler insanın iki ayaklı bir hayvan olmasını engeler. saygılar bu güzel yazınızı beynimde sahip olduğum bilgiyi adlandırdığım kelimelerimle alkışlıyorum.
Alıntı
 
 
0 #24 2010-08-23 08:58
Gercekten o kadar guzel o kadar dogru tespitlerki ayakta alkislamak istiyorum sizi. 12 eylule kadar kararsiz kalmis ve hem iktidar hemde muhalefetin yapamadigini yaparak munakasalardan kacarak neden hayir denmesi gerektigini anlatmak gerekiyor. Bu bir eylem degil vatanini seven herkes icin bir gorevdir. Yarginin bagimsizliginin ellerine gecirmelerinden sonra ilk isleri devrim muhafizlari gibi bir yapilanmaya gitmek olacak. Daha sonra sesi cikan herkes tek tek ortadan kaldirilacak....
Alıntı
 
 
0 #23 2010-08-20 23:34
Meclisdeki milletvekillerine (Kamer Genç) hariç
benim vergimden ne kadar onlara gidiyorsa
HARAM OLSUN
Alıntı
 
 
+1 #22 2010-08-15 16:42
Sevgili Yüksel Hanım! Dilinize yüreğinize sağlık çok güzel tesbitlerde bulunarak ülkenin kötü gidişini özetlemişsiniz.Kendi gözlerindeki merteği görmeyip başta asker olmak üzere,yandaş olmayan vatandaşların gözünde çöp arayıp kendi savcılarına havale ettiler.Ülkenin ekseni sayelerinde kaymaya devam ediyor.Gücüme giden bazı aydın ve akademisyenlerin,yar dakcılık uğruna Atatürk ve TSK.düşmanlığı yapmaları.Tüm adreslerime yolladım.Sevgilerimle.V.Ayaz
Alıntı
 
 
+1 #21 2010-08-14 09:05
Yüreğine sağlık, emeğin başkenti Karaelmas diyarı Zonguldak'tan kucak dolusu selam size.

Elini gökyüzüne açmış sadaka kültürüne biat eden bu toplum canımızı yakıyor . Önümüzdeki süreç çok önemli , iyi değerlendirmeliyiz. Önce referandum sonra da seçimde al aşağı etmerliyiz . Hepimiz bulunduğumuz yerleşgede katkı verirsek başarılı olacağımıza inanıyorum.

Çalışmalarınızda başarı ve sağlıklı günler diliyorum.
Alıntı
 
 
+2 #20 2010-08-12 13:12
Sayın YÜKSEL HANIM, yazınız okadar gerçekçi ve güzel anlatılmışki ilave edecek bir şey bılamıyorum.kaleminize ,yüreğinize sağlık. Ancakyorumculardan,C OŞKUN TOKTAMIŞ beye ikiçift süzüm var:Yorumunuzu anlamsız buluyorum.Böyle ciddi ve önemli bir
düşünceninortaya konulmasını değilde yazım kuralarından bahsetmenizi sadece ŞEKİLCİLİK olarak değerlendiriyorum,
çağımızda şekilciliğin nekadar da öne çıktığına, yorumunuzla
çok iyi bir örnek vermişsiniz. Meclistekiler. yobaz, hödükte,
kusura bakmayınız , sizde hiç ince değilsiniz.
Alıntı
 
 
+1 #19 2010-08-11 20:30
Tebrikler.Çok güzel bir yazı. Kaleminize sağlık
Alıntı
 
 
+2 #18 2010-08-11 11:48
Sevgili Yüksel hanım uzunca bir zamandır yazılarınız bana da ulaşıyor. İnsanca yazılarınızı beğeniyorum .Çünkü çoğu gazete ve köşe yazarları şeytanın yönetimi ve etkisinde.Artık şunu anladıkki ülkemizin malum bölgesi çoktaaan verilmiş ,uçmuş .Mesele bunu halka yavaş yavaş ,alıştıra alıştıra ,sindire sindire söylemek .Ama bana göre büyük bir insanlık suçu işlediler .OÇanakkale onlara hakkını helal etmeyecek . Ben de bir birey ve de insan olarak, sadece iktidar ve güç elden gitmesin diyerek büyük şeytan Amerika nın her dediğini dikte eden bu ALLAHsızlara hakkımı helal etmiyorum.
Alıntı
 
 
+2 #17 2010-08-11 10:35
çok güzel elinize kaleminize beyninize sağlık efendim
arkadaşlarıma d yollıyacağım
ne kadar çıok kişi bilgilendirebilirsek o kadar zaferi olacaktır demokrasimizin
saygılarımla
Alıntı
 
 
+3 #16 2010-08-10 11:53
MERHABA YÜKSEL BÖYLESİNE GÜZEL VE ANLAMLI BİR YAZIKİ ÇOK HOŞUMA GİTTİ. AKIŞI İYİ BİR KOMPOZİSYON OLMUŞ,TBMM NİN GERÇEKLERİNİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA SERGİLEMİŞSİN SENİN DÜŞÜNCENDE VE SENİN KADAR AKILLI İNSAN ORDUSUNA İHTİYACI VAR BU ÜLKENİN BEYNİNE VE ELLERİNE SAĞLIK .. TEŞEKKÜRLER..
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile