Sunday, May 20th

Last update08:41:35 PM GMT

You are here:: YAZI-MAKALE Aç, Ekmeği Seçer (1)

Aç, Ekmeği Seçer (1)

e-Posta Yazdır PDF

(Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur)

İnsanları ilerlemeye iten güç, doyurulmamış ihtiyaçlardır.  Kişi, ihtiyaçlarını karşıladıkça yeni açlıklar duymaya başlar; beklentileri bir üst ihtiyaç düzeyine yükselir.  Kişiden kişiye değişse de, ihtiyaçları öncelikli (yeme, içme, giyinme, barınma vb.) ve toplumsal (sahiplenme, ait olma, mevki, itibar, kendini gerçekleştirme, sevgi.. vb.) ihtiyaçlar olarak iki ana başlığın altına sıralamak mümkündür.  Tüm canlılarda olduğu gibi insanlarda da değişmeyen birinci ihtiyaç, beslenme ve barınmadır.  Karnını doyuramayan, başını sokacak evi olmayan, yarınına güvenle bakamayan insanlardan, sağlıklı ve doğru kararlar vermelerini, kandırılmamalarını, her söylenen yalanı tünelin sonundaki ışık sanmamalarını beklemek hayaldir. Keza yaşam koşulları değiştirilmeden beklentilerini bir üst ihtiyaca yönlendirip ilerlemelerini beklemek de eşyanın tabiatına aykırıdır.

Ekonomisi dışa bağımlı olan bir ülkede demokratik bir toplum yaratmak zordur. Hele-hele laik, aydınlık ve çağdaş düşünen insanların çoğunlukta olduğu bir toplum yaratmak daha da zordur.  Karnını doyurma adına yaşam savaşı veren insanlar için, eşitlik, özgürlük, laiklik, sosyal demokrat olmak falan ikincil, hatta lüks ihtiyaçtır. Ne yazık ki mevcut hükümet 7 yıllık icraatları sonunda ülkede yaşayan fakirleri daha fakir, kendi-kendine yetebilen, kanaatkar insanları açlık sınırında yaşamaya mahkum etmiştir. Paralardan 6 sıfır atılması ise, sadece zenginlerin paralarını telaffuz etmelerini kolaylaştırmıştır.  Ülkede orta sınıf kalmamıştır. Ya çok zenginler vardır, ya da sabah karnını doyursa, akşam ne yiyeceğini düşünen.

Akıl yürütmek, yaşamın anlamını, varoluşu sorgulamak, düşünmek, fikir üretmek, felsefe ve sanatla uğraşmak, ekonomik sorunlarını aşmış, karnı tok, sırtı pek ve geleceğini kısmen de olsa güvence altına almış insanların işidir.  Refah seviyesi yüksek toplumlarda insanların fenle, bilimle, teknoloji ile uğraştıkları, edebiyat, sinema, tiyatro, resim, müzik vb. gibi sanatsal ve kültürel faaliyetlere daha çok yöneldikleri görülür.  Bu tip insanların sayısının çoğalması, o toplumun refah seviyesi ile doğru orantılıdır.  Amiyane tabirle, aç ayı oynamaz. 2009 Yerel seçimlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Karadeniz ve Marmara’nın büyük bir kısmında, Ege ve Akdeniz’in tamamında yerel seçimleri kazanmış olması tesadüf değildir.  Deniz kenarında yaşayanlar, “bize CHP’ye oy verin” diye vahy geldi deseler, Anadolu’da, Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan halk “Tanrı bize neden vahy göndermedi?” Diye kime hesap soracaklar? Şaka bir yana, olay büyük ölçüde ekonomiktir.  Ha, bir de gönderme yapayım:  Bu bölgelerde insanlar sık-sık “balık”  yerler.  Marmaris’lilerin ve Marmaris’te yaşamayı seçip oy kullananların duruşu, konu için tipik bir örnektir.

MARMARİS’İN BELEDİYE SEÇİM SONUÇLARI

CHP ( 8.408 oy)  =  AKP (6.286 oy) + MHP (1.188 oy) + DSP ( 769 oy) + DP ( 240 oy)

29 Mart yerel seçimlerinde Halk, yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi, Cumhuriyet Halk Partisinin aday gösterdiği M. Ali Acar’ı Belediye Başkanı seçmiştir.

Peki, M.Ali Acar, şöyle ucundan-kenarından, şans eseri mi kazanmıştır belediye başkanlığını?

Hayır.

Hükümet AKP başkan adayına her türlü desteği vermesine rağmen, 4 partinin oylarının toplamı kadar, yani 8.408 oy alarak kazanmıştır.

Rakipleri kimlerdir?

Tek rakip: AKP’dir.  Yani, iktidar partisi.  Yani, hükümet. Diğer rakipler ise, tabir yerindeyse “çok seslilik” tir.

Bir oyunda rakip yoksa, mücadele de olmaz. Ama oyunun kalitesini rakiplerin oyunu eşit koşullarda ve faul yapmadan oynamaları belirler. Marmaris’te mücadele eşit koşullarda yapılmamıştır.  İlla da Marmaris’i istiyorum diyen RTE’nın isteği, emir telakki edilmiş ve bakanlar yollara düşmüştür.  Bir hafta içinde 3 tane Bakan Marmaris’e gelerek adaylarının arkasında olduklarını, her türlü projesine destek vereceklerini söylemişlerdir. Dikkat ederseniz “projelere” diyorlar. “Aş vereceğiz, iş vereceğiz, buzdolapsız-çamaşır makinesiz ev kalmayacak” demiyorlar. Çünkü bu yöredeki köylerde bile herkesin evinde buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, hatta bilgisayar olduğunu onlar da biliyor. Halkın üst ihtiyaç düzeyinde olduğunun farkındalar. Onun için de büyük bir Kültür ve Sanat Merkezi projesinin gerçekleşmesi için hükümetin tam destek vereceğini söylüyorlar. Halka yapılacakları Bakanlar anlattığı için, AKP belediye başkan adayına da “Ben Marmaris’e Belediye Başkanlığı yapmaya değil, halkıma ağabeylik etmeye geliyorum” gibi karşısındaki halkın zekasını küçümseyen hamilik numaraları yapmak kalıyor.  Bu arada, herkese bir gemicik ve pırlantacık vereceğini söyledi mi bilmiyorum.

Bire-bir içinde yaşadığım için biliyorum.  Marmaris’te hükümetin bu sert rüzgarını tersine estirecek bir fırtınaya ihtiyaç vardı; o fırtına da M.Ali Acar oldu.  Yola çıktığında heybesinde “çalışkanlığı ve dürüstlüğü”  bir de aynı nitelikleri taşıyan çalışma arkadaşlarından başka bir şeyi olmayan M. Ali Acar, başını çevirip arkasına baktığında; kadın, erkek, genç, yaşlı, partili-partisiz, denizci-karacı, dernekçi-çevresi büyük bir halk kitlesinin  dalga-dalga peşinden gelindiğini ve kendisini iteklediklerini gördü. Çünkü halk, ampulün yanması ile tüm Marmaris’in karanlıkta kalacağının farkındaydı.  Nokta koydum ama, siz bunu noktalı virgülden sayın.  Çünkü bir parantez açmam gerekiyor.

(Tabiat Marmaris’e cömert davranmış. Zeytininden narenciyesine, üzümünden bademine, ormanından denizine, hayvancılığından bitki çeşitliliğine kadar her şey var.  Ne ekersen onu biçiyorsun.  Toprak ana “ıı-ııhh! yoruldum” demiyor.  İş ki karnını doyur (gübrele), suyunu ver, sonra da gebe bırak (tohumla). Bir de insan yaşamında olduğu gibi, zararlıların ona yaklaşmasına izin verme (ilaçla).  Deniz desen, neredeyse emeksiz nimet kaynıyor. Tut pişir karnını doyur; daha çok tut, sat cebini doyur. Kayıkçılık yap, motorculuk yap, deniz taşımacılığı yap para kazan.  İş seni değil, sen işi beğeneceksin.  Ayağım karada olsun diyorsan, dükkan aç hediyelik eşya sat,  turizm işletmeciliğine soyun.  Adam gibi çalışırsan hem ülken kazanır, hem Marmaris kazanır, hem de sen kazanırsın.  Burada yaşayan insanların karada açlıktan ölmeyecekleri kesin.  Tabii 2 paket makarna ve 2 torba kömürle kandırılamayacakları da. Halkın büyük çoğunluğunun yarın endişesi yok.  Başka bir ifade ile,  toplumun çoğunluğunu, beklentilerini bir üst ihtiyaç düzeyine çıkarmış insanlar oluşturuyor. Yani idealleri olan,  Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyet’te yaşamak isteyen, vatanına ve bayrağına sahip çıkan, eşit ve özgür olmak isteyen insanlar. Doğal olarak da Belediye Başkanlarının sosyal demokrat bir idareci olmasını istiyorlar.  İdealleri uğruna savaş veren, “Cumhuriyet’in kalesiyiz, bir tek taşını kimseye vermeyiz” diyen insanlar bunlar).

İşte Cumhuriyetçi, laik, rant için değil halk için çalışan sosyal demokrat M. Ali Acar’ın arkasında parantez içinde özelliklerini belirtmeye çalıştığım halk vardı.  Takiye yaparak seçim bürolarında Onuncu Yıl Marşını, gerçekten de özlemişler ve gelmesini istiyorlarmış gibi “Sarı saçlım mavi gözlüm, bir daha gel, gel Samsun’dan” türküsünü çalarak, kurumlara çerçeveli Atatürk fotoğrafları hediye ederek veya Atatürk’ün ilke ve devrimlerine sadık kalacaklarına dair nutuklar atarak halkı kandıramadılar. Çünkü karşılarındaki halkın çoğunluğu, düşünebilen, sorgulayan, gözlemleyen, ümmet olmayan, inançlı, kendi doğruları ve idealleri olan bir halktı.  M. Ali Acar ise, disipline çalışan bir İlçe örgütü, arı gibi çalışan bir kadınlar kolu, yarınlar için yüreklere umut tohumları eken bir gençlik kolları ve kurulan haberleşme ağı ile tam bir ekip çalışması sergiledi.  5 yıllık çalışmalarında, çalmadan da çalışıldığını kanıtlamıştı. En büyük savaşını, “çalıyorum ama çalışıyorum da” diyenlere karşı verdi.  Yani karnesi pırıl-pırıldı. 5 yıldır yaptığı çalışmalar, Marmaris’e kazandırdıkları, ikinci 5 yılında yapacaklarına referansı oldu.  Zaten halkı ona, yola çıktığı gün “bu seçim kazanılmıştır” demişti.  Gerçekten de öyle oldu. Tüm Marmarislilere 29 Mart gecesi Belediye Başkanının M.Ali Acar olduğunun resmen ilan edilmesini beklemek kaldı.

Tebrikler Acar Başkan.  Darısı tüm il, ilçe ve beldelerimizin başına.

Yüksel Erdoğru

3 Nisan 2009


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile