
Saklamak yetmez; "yangında ilk kurtarılacaklar" çekmecesine koysanız daha emniyette olurlar sanırım. Çünkü ileride "bir zamanlar buralarda gezip-dolaşmıştım, dağlarına tırmanıp, ormanlarında kamp kurmuştum, denizlerinde yüzüp kumsallarına uzanmıştım, koruluklarında piknik yapmış, ağaçların altında kuş seslerini dinlemiştim" diye "Ahh!" çekerek, çocuklarınıza / torunlarınıza gösterme ihmitaliniz büyük. Onların, sizin yaşadıklarınızı yaşayacak kadar şanslı olabileceklerini sanmıyorum.
Korkuyorum.. İçim titriyor.. Benim bu yazıyı "gönder" tuşuna basma rahatlığımda Cumhurbaşkanı Gül'ün vatanımızın güzel koylarının, ormanlarının elden çıkarılmasına neden olacak 2/B yasasının altına imzasını basıvermesinden korkuyorum. Daha önce 2-B ile ilgili Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer tarafından veto edilmiş ve Anayasa Mahkemesi kararıyla engellenmişti. AKP hükümeti, orman vasfını kaybetmiş arazilerin satışına olanak verecek yasayı, ekonomik krizi bahane edilerek bir kez daha TBMM'sinin gündemine getirdi. Kamu oyunda 2-B olarak da bilinen orman özelliğini yitirmiş alanların, kadastro işleri yapılarak, Hazine adına tescil edilmesini sağlayacak yasa değişikliği bir son dakika önergesiyle yasa değişikliğine eklenerek Tapu Yasasını sessiz - sedasız değiştiriliverdi.
Böylece;
* Orman vasfını yitirmiş arazilerin kamu mülkiyetinden çıkarılmasına,
* Kentsel yerleşim bölgelerinde Toki ve Belediyelere kullanım alanı açılmasına
* İşgal altında olan alanların da, işgalci kişilere satışını yapma imkanı doğmuş oldu.
Amaç, toplumu ve kentleri bir arada tutan kamusal mekanları ortadan kaldırmak. kamu sektörünü ve kamusal değerleri tasfiye etmek. Ekonomik kriz bahane edilerek gizlenmeye çalışılmakta. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, çölleşme, susuzluk, doğal afetler gibi canlı yaşamını ve doğal dengeyi tehdit eden sorunlar giderek artmakta. Bu bağlamda, ülkemizdeki ormanlar hızla azalırken, 2-B alanlarının orman vasfını geri kazandırmaya yönelik çaba sarf edileceğine, buralardaki işgallerin meşrulaştırılmasına yönelik yasal düzenlemelerin dayatılmasına, ekonomik kriz neden olarak gösterilemez. Üstelik bu vasıftaki alanların bir bölümünde lüks konutlar, oteller, özel üniversite ve sanayi tesisleri olduğu da bilinmektedir. Bu, seçimlere çok az bir zaman kala, kamu arazileri üzerinden yapılan oy avcılığı değildir de nedir?
Sen kalk üretim toplumunu önce tüketim toplumuna dönüştür; üretimi yönlendiren kamu müdahalesinden vazgeç, finansal spekülasyonlara yönel, milleti işsiz-aşsız bırakarak sadaka toplumu yap, sonra da cari açıklarını kamu mallarını satarak kapatmaya çalış. Bir de halkın karşısına çıkıp, mirasyedi sonradan görme pişkinliği ile “babalar gibi satarım” de. Dediğini de yap! Biz türbanla, başı kapalı poposu açık kadınların fotoğrafları ile oyalanırken, dış destekli hayali Ergenekon senaryosunun dalgalarına kendimizi kaptırmışken, Türkiye’de satılmayan, yabancıların eline geçmeyen hiçbir şeyimiz kalmadı. Beyni yıkanıp şartlandırılmış, formatlanmış ruh hastası Tuncay Güney’in çekim alanından başımızı çevirebildiğimizde görüyoruz ki, 2-B tapu yasasının içine konuvermiş.
Bu fotoğrafları da saklayın;
Çünkü ileride, Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi. Muğla yöresindeki doğa harikası koylar, kiraya verilerek özelleştirilecek. 169 ve 170. Maddelerin değiştirilmesi ile, 1000 km.den uzun Ege kıyıları bizim / hepimizin olmayacak. Dünya cenneti koylarımız önce kiraya verilecek, daha sonra bu kişilerin üzerinde kalacak.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Fotoğraf:Tuncay Temiz
Yine vatan toprakları elimizden gidecek. “Adam toprağı alıp gidecek mi?” mantığı ile arazi satışı yapanlar, şimdi de koylarımızı adalarımızı bize yasak edecekler. Çünkü bu yasadan sonra artık otomobilinizle yaz turlarına çıktığınızda beğendiğiniz bir koyda serinlemek için denize girmeniz imkansız olacak. Cünkü o bizim / hepimizin olan denizler, koylar (x) holdingin, (xx) Anonim şirketinin olacak.
Yüksel Erdoğru
Fotoğraflarınızı Saklayın






Yaşamın Renkleri
Yayın Saati: 8 Kasım Pazartesi 14:00



