Savaş, kan ve göz yaşı demek..
Anaların-babaların yüreğine ateş düşmesi, ocakların sönmesi, kadın-erkek, çoluk-çocuğun kanlarıyla toprakları sulanması demek.
Evsiz-barksız, aç ve sefil olmak, kolsuz-bacaksız, kör ve sağır kalmak demek.
Körfez savaşında, Irak savaşında olduğu gibi şimdi de İsrail'in Gazze'yi işgal savaşını film izler gibi canlı yayınlarla izliyoruz. Yaşanan dramı görüp de "insanım" diyen kimin yüreğini paralanmaz ki? Sahip olma, "benim" deme hırsı emperyalistlerin gözüne perde çekmiş. Ne kadın dinliyorlar, ne çocuk. Yakıyor, yıkıyor.. yok ediyorlar.
Türkiye teröre 30.000 den fazla fidanını şehit vermiş bir ülke.
Anaların, bacıların, gelin kızların feryadı otuz bin kere gök kubbeyi yırtmış.
Tabutlara sarılan anaları, koparıp almaya güçlü kolların gücü yetmemiş.
Binlerce çocuk, daha "baba" demeyi öğrenmeden babasız kalmış.
Analar-babalar, dul kalan gelin kadınlar "vatan sağ olsun" deyip yüreklerine taş basmışlar.
Ne bir tek şehit cenaze töreninde, ne de kolsuz-bacaksız kalmış gazinin başında göz yaşı dökmemiş olan Başbakan'ı, bugün Gazze'den yaralı olarak getirilen iki bacağını kaybetmiş bir Filistinlinin başında gözlerinden yaşlar akarken görüntülemiş kameralar. Her kanalın haber kuşağının ön sıralarında gösterdiler. Üzülen, içi yanan bir insanın ağlaması en insani yönüdür aslında. İyi de, daha kötü şartlarda sakatlanan bu vatanın gazileri, neden bu kadar duygulandırıp ağlatamamışlardır Başbakan'ı ? merak ederim. Aynı şekilde, Gazze'de yaşananların sona ermesi için toplanan first lady zirvesinde Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan da Nazım Hikmet'ten şiir okurken göz yaşlarını tutamamıştı. Bu da kadınca ve de insanca.. İyi de, 6-7 yıla yakındır kocanın Başbakan olduğu bir ülkede, binlerce şehir verildi, binlerce gazi var. Neden bir günden bir güne bu terör dursun, bu kanlar artık akmasın diye şiirler okuyup göz yaşı dökmedin? demezler mi adama?
Yine haberlerde, sıra-sıra dizilmiş öğrenciler. Bir kız öğrencinin gözlerinden yaşlar akıyor. Kamera ona odaklanmış. Bu arada spiker, "Milli Eğitim Bakanlığı tüm ilköğretim okullarına ve liselere emir gönderdi. Bu gün saat 11.00'de tüm yurttaki okullarda 15 milyon öğrenci ve öğretmenler, Gazze'de ölen Filistinliler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu" diyor. O anda, insanın aklının dışarı kaçmaması için elinle kafasının tepesini bastırası geliyor. Böyle bir şey Türkiye'de ilk. Belki de dünyada ilktir. Acaba Başbakanına, Milli Eğitim Bakanı: "Atatürk için bu öğrenciler saygı duruşunda bulunduruluyorlarsa, ben de Hamas çetesinden öldürülenler için saygı duruşunda bulunmaya mecbur edeyim de görsünler" mesajı vermeye mi çalışıyor bilemem!. Ama böyle bir şey Türkiye'de ilk. Belki dünyada da ilktir. Saygı, hem fikirleriyle, hem hizmetleriyle değer kazanmış kişilere karşı hissedilen bir duygudur. Atatürk'e duyulan saygı bireysel olmaktan öte, "Ne mutlu Türküm" diyen milyonların hissiyatıdır.
Laiklik karşıtı eylemleri nedeniyle kapatılma kararı alınmış, sonradan para kesintisi ile paçayı kurtarmış bir partinin Milli Eğitim Bakanının bu eylemine aslında şaşmamak gerekir.
Yüksel Erdoğru
Timsahın Gözyaşları


Yaşamın Renkleri
Yayın Saati: 8 Kasım Pazartesi 14:00



