Sunday, May 20th

Last update08:41:35 PM GMT

You are here:: YAZI-MAKALE Dünya Engelliler Günü

Dünya Engelliler Günü

e-Posta Yazdır PDF


Hatırlanan, kutlanan, gündeme getirilen belirli “gün”lerde ve “hafta”larda farklı bir ruh haline girerim. Kiminde sevinirim, kiminde kızar öfkelenirim; kiminde de insanların çaresizliklerinin, yine insanların duyarsızlıklarından kaynaklandığını düşünür isyan ederim. İnsanların o gün veya hafta içinde varlıklarının farkına varılmasına, yerine getirilemeyecek vaadlerle kandırılmalarına, umutlandırılmalarına, beklentileri gerçekleşmeyince, sadece ilgilere değil, hayata da küsmelerine,en kötüsü de, çaresizliklerine, kendilerinin çare olamayacaklarını bildiğim için üzülüyorum. Yok, bu gün ve haftaların gündeme getirilmesine karşı olduğumdan değil; o grupta olduğunu bilen-hisseden insanların, sadece o gün ve o hafta içinde hatırlanıp, sonra kaderleriyle baş-başa bırakılmasına sanırım isyanım. Sonuçta yok sayılmaktansa, belirli günlerde anımsatılarak duyarlı insanların çoğalabileceği ümidiyle, ümitlenediğim bile olmuyor değil.


Kanserle mücadele etmek için, illa da “Dünya Kanser Günü” nü mü beklemek gerekir?


Sevdiğimiz insanlara, sevdiğimizi söylemek, sevgimizi akıtmak için “sevgililer günü”nü beklemek doğru olabilirmi?


Kitabın, kitap okumanın önemini vurgulamak için “kütüphane haftası”nı; binlerce ölüm ve yüzbinlerce yaralanma ve sakatlanma ile sonuçlanan, yaklaşık yılda 750 bin trafik kazası meydana gelen ülkemizde trafik canavarları ile mücadele etmek için “trafik haftası” nı mı beklememiz gerekir?


1992 yılından bu yana, 3 Aralık , Dünya Özürlüler Günü olarak anılmaktadır. Bedensel veya zihinsel rahatsızlığı olan, kendi ihtiyaçlarını karşılamada sıkıntısı bulunan insanlarımız, günümüzde “Engelli” kavramı ile ifade edilmektedir. Dünyada engelli nüfusu 500 milyonu aşarken, Türkiye’de de 8.5 milyon engelli olduğu tahmin edilmektedir. Yine ülkemizde nüfusun %12.30′unu engelliler oluşturmakta, bunun da %11.10′unu erkekler, %13.45′ini kadınlar teşkil etmektedir.


Engelli olarak yaşamı sürdürmek zordur, ama kadın olarak devam ettirmek daha da zordur. Sokakta engelli birine yardım etmek için, onunla yakın temasta olmak zorundasınızdır. Mesela görme engeli olan bir erkeğin koluna, bir erkek girerek karşıdan karşıya çekincesizce geçirebilir. Toplu taşıma aracından elinden, belinden tutarak veya kucağına alarak inmesine yardımcı olabilir. Ama bu bir kadınsa ve ailesi muhafazakarsa ya da yardım edecek olan erkek tutucu ise işler zorlaşır. Kadının elinden tutmak, veya koluna girmek yerine, bastonundan tutmayı tercih eder ve bu yardım iki taraf için de işkenceye dönüşür. Engelli bir erkeği gece, gündüzden farklı olarak sokakta hiç bir tehlike beklemez. Ama kadın tacizle karşılaşabilir. Zaten kadın başına gelebileceklerle korkutulmuştur, gece yalnız sokağa çıkmaması öğretilmiştir; evde oturmayı tercih eder. Gündüz bile engellilerin, -acıdığını hissettiren ses tonuyla- “senin sahibin yok mu? ya da çoluk-çocuğun? ne insanlar var yaa! seni böyle nasıl sokağa bırakırlar?! sorularıyla karşılaşması mümkündür.


Unutmamak gerekir ki hepimiz ya engelli veya engelli yakını ya da engelli adayıyızdır. Nice insanlar sağlıklı iken trafik veya iş kazası veya hastalık sonucu ya da doğuştan bedensel veya zihinsel engelli olabilmektedir. Onların yaşamlarını kolaylaştırmak için işe sokaklardan başlamak gerekir:


* Tehlike tuzağı olan yollardaki çukurlar kapatılmalıdır.


* Yollar ortopedik engelliler için yürünebilecek hale getirilmelidir.


* Kaldırımlara arabaların park etmesi kesinlikle yasaklanmalıdır.


* Yüksek kaldırımlarda iniş ve çıkışı kolaylaştıracak bölümler yapılmalıdır.


* Üst geçitlere engelli ve yaşlılar için yürüyen merdivenler yapılmalıdır.


* Metrodaki sistem gibi, durak adlarının söylenmesi için sesli sistem uygulanmalıdır.


* Bir çok ülkede olduğu gibi görme engeliler için rehber köpekler eğitilmelidir.


* Taşıtların hangi yöne gittiklerini gösteren cihazlar devlet tarafından engellilere ücretsiz verilmelidir.


Devletin, yerel yönetimlerin, dernek ve vakıfların özürlülere bağımsızlıklarını, özgüvenlerini, kendi kendilerine yetmelerini, sosyal politikalarla hayatın içinde olmalarını, ekonomik olarak fırsat eşitliği sağlanması ve psikolojik destek verilerek sorunlarına çözüm üretilmesi hem vatandaşlık hem de insani bir görevdir.


Engellilere “Engelli olmak her gün ölmektir; her gün ölmektense bir kere öleyim” dedirtmek yerine “Engel kişilerin beyninde ve kendilerine engelli bakan gözlerdedir. Yaşamda engel yoktur” dedirtebilmektir insan olmanın gereği.. 8.5 milyon olan engellilerimizi, acıyarak baktığımız değil, yüzü gülen, hayata sıkı-sıkıya bağlı, beyni engelli olmayan mutlu insanlara dönüştürmek dileği ile…



Yüksel Erdoğru


03 Aralık 2008



Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile