Sunday, May 20th

Last update08:41:35 PM GMT

You are here:: MARMARİS ANANI DA AL GEL!

ANANI DA AL GEL!

e-Posta Yazdır PDF

RABBİME SORDUM!  "Yüksel kulum, üç Bakan yetmez; Marmaris'e anasını da alıp gelsin" dedi.

Biliyorsunuz Muğla'dan ümidini kesen Başbakan, Marmaris'i istiyorum diye tutturdu.  Eh, emir demiri keser! Bakanlar yollara düştü. Önce Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ; ardından da Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu Marmaris'e geldi.  AKP Belediye başkan adayının seçim bürosunun önünde kürsüye çıkıp halka belediye -başkan adayının arkasında olduklarını, hükümet olarak onu destekleyeceklerini söylediler.

Dünden beri yerel yazılı ve görsel basında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in Marmaris'e geleceği ve AKP seçim bürosunda halka sesleneceği duyuruluyor.  Benim yine kafam karıştı.  Türkiye'de 900 ilçe var. Bu bakanlar kaç ilçeye gittiler acaba? Kaç belediye başkan adayına "arkandayız, yola devam" dediler.  Neden Marmaris?  Koskoca ülkede, minicik Marmaris'in özelliği ne ki, 3 tane Bakan gelip "AKP Belediye Başkan adayını seçin; hükümet olarak arkasındayız" diyorlar?  Bu orantısız güç kullanımı değil mi?




Hani "iyi düşün, iyi şeyler olsun" derler ya, ben de Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek kürsüye çıktığında, "Cemil Çiçek daha önceleri Yozgat Belediye Başkanı da olmuştu.  Belediyelerin sorunlarını en iyi o bilir. Marmaris'in sorunlarına çözüm olacak reçeteler sunacak mı? acaba diye geçiriyordum aklımdan.  Ama o söze yerel yönetimleri eleştirerek başladı. Özet olarak, "Muğla ilçeleri ile beraber Türkiye'nin marka şehri. Hiç alt ve üst yapı eksiğinin olmaması gerekir. Turizm cenneti olan Marmaris de gözbebeğimiz, nadide incimiz.  Her yıl milyonlarca  turist geliyor.  Ülkelerine döndüklerinde de burayı anlatıyorlar. Mesela sıkışık bir binada hizmet veriliyordu, bir talepte bulunulmadığı halde Adliye binasını yargıya olan saygımızdan biz yaptık"diye sözlerine devam etti.  Sonuçta ne Marmaris'te maden aramak için verilen ruhsatlara, ne tarım ve ormanlarla ilgili sorunlara, ne balcılığa, ne işsizliğe, ne de çevrecilerin doğayı korumak için verdiği mücadelelere değindi. Sadece kendisini dinlemeye gelen halka, "Bugüne kadar Marmaris'in yönetimi bize nasip olmadı. "bir kez de bizi deneyin, bu şansı bize verin, oylarınızı partimizin belediye başkan adayına verin. Bütün projelerin gerçekleştirilmesi için hükümet olarak Belediye Başkanımızın arkasında olacağız ve her türlü desteği vereceğiz" dedi.


Üçüncü Bakanın da gelip-gitmesinden anlaşılmıştır ki, seçim mücadelesi Marmaris'te partiler arasında değil, CHP ile hükümet arasında yapılmaktadır.  Cumhuriyetin kalesi olan Marmaris, kuşatma altındadır.  29 Mart'taki seçim sandığından ya ormanıyla, deniziyle, limanlarıyla, çeşitli bitki örtüsü zenginlikleriyle doğa harikası olmayı sürdüren bir Marmaris çıkacaktır; ya da satılmak için vitrine konan bir Marmaris!  Ya sinemasıyla, tiyatrosuyla, kültür ve san'at faaliyetleriyle, yurt içi ve uluslar arası festivallere ve sportif faaliyetlere ev sahipliği yapan, canlı bir organizma gibi nefes alıp veren bir Marmaris çıkacaktır; ya da boynuna ip geçirilmesini bekleyen bir Marmaris!  Ya çağdaş, laik, hukukun üstünlüğüne inanan, Atatürk ilke ve devrimlerini devam ettirecek sosyal demokrat bir Belediye Başkanı olan bir Marmaris, ya da Başkanlığını borçlu olduğu partinin ılımlı İslam çizgisinden çıkamayacak bir Belediye Başkanı olan bir Marmaris!

Yorgunluktan bitap düşüp, attım kendimi yatağın üzerine.  Kapadım gözlerimi.  Rabbime sordum: Ne olacak bu Marmaris'in hali? Diye.  "Yüksel kulum, üç Bakan yetmez; Marmaris'e anasını da alıp gelsin" dedi.   Hikmetinden sual olunmaz.  Ben elçiyim; elçiye de zeval olmaz.

Yüksel Erdoğru

16.03.2009


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile